ABD Dış İşleri Bakanlığı - Yayınlar
jump over navigation bar
 
 
  
USINFO > Yayınlar
 
İÇİNDEKİLER
Giriş
Bölüm
Amerika’nın İlk ve Kolonileşme Dönemleri
2. Bölüm
Demokratik Kökenler ve Devrim Sonrası Yazarları
3. Bölüm
Romantik Dönem, Deneme Yazarları ve Şairler
4. Bölüm
Romantik Dönem, Kurgu
5. Bölüm
Gerçekçilik Akımının Doğuşu
6. Bölüm
Modernizm ve Deneycilik
7. Bölüm
Bireyin Doğuşu
Bölüm 1 | Bölüm 2
ÖZEL VİDEOLAR
ses ikonuSes Klibi
 
 
ara çubuğu
Genel Hatlarıyla Amerikan Edebiyatı

Genel Hatlarıyla Amerikan Edebiyatı: 2. Bölüm

Demokratik Kökenler ve Devrim Sonrası Yazarları

İgiltere’ye karşı verilen zorlu bir mücadele ile kazanılan Amerikan Devrimi (1775-1783), sömürgeci bir güce karşı verilen ilk özgürlük savaşıdır. Amerikan bağımsızlığının zaferi, o zamanın tanığı olan çoğu insana, Amerika ve Amerikan halkının kaderinin büyüklük olduğunu gösteren ilahi bir işaret gibi görünmüştür. Askeri zafer, yeni ve muazzam bir edebiyat yaratmaya değgin milliyetçi umutları tetiklemiştir. Ne var ki, dikkat çekici siyasi yazın dışında, Devrim sırasında ve sonrasında yalnızca birkaç eser verilmiştir.

Amerikalılar, İngiliz edebiyat modellerine olan acı verici bağımlılıklarının farkındaydılar. Böylece yerli edebiyat arayışı ulusal bir saplantı haline geldi. İngiltere’nin izlerini taşımaları, İngiliz ve klasik edebiyat modellerini aşırı derecede taklit etmeleri ve yayıncılığı engelleyen ekonomik ve siyasi koşullar dolayısıyla Amerika’nın edebi bağımsızlık süreci yavaşladı.

James Fenimore Cooper
James Fenimore Cooper (Kongre Kütüphanesinin İzniyle)

James Fenimore Cooper (1789-1851)

Tıpkı Washington Irving gibi, James Fenimore Cooper ilk büyük Amerikan yazarlarından biridir. Çağın diğer Romantik yazarları gibi, Cooper da eserlerinde geçmişe duyulan özlemi işlemiştir (Cooper’ın zamanında geçmiş, ilk Avrupalı yerleşimcilerden önceki ve Avrupalıların yerleşmesi sırasında var olan Vahşi Amerika’dır). Cooper’ın eserlerinde “altın çağ”ın kudretli mitini ve bunun kaybından doğan acıyı görürsünüz.

Washington Irving ile kendisinden önceki ve sonraki diğer Amerikalı yazarlar efsane, kale ve büyük temalar arayışı içinde Avrupa’yı arşınlarken, Cooper Amerika’nın asıl mitinin yaratılmasına katkıda bulunmuştur: Amerika’daki Avrupa tarihi, ‘Cennetten Kovuluş’un adeta yeniden yaşanmasıdır. Doğanın o efsanevi krallığı yalnızca doğayı tahrip etmekte görünür: Kıtadaki bakir ormanlar ve doğal güzellikler, kıtaya yurt aramaya gelen öncülerin gözleri önünde bir serap gibi yok olur. Bu, sömürgecileri cezbeden ilk unsur olan vahşiliğin, yani “yeni Cennet”in ironik bir şekilde tahrip edilmesinin Cooper’ın gözündeki temel trajik görüntüsüydü.

Quaker bir ailenin çocuğu olan Cooper, babasının New York eyaletinde bulunan Otsego Lake’teki (şimdiki adıyla Cooperstown) uzak mülkünde büyümüştür. Bu bölge Cooper’ın çocukluğunda oldukça sakin bir yer olmasına rağmen, bir vakitler bir Kızılderili katliamına da sahne olmuştur. Genç Fenimore Cooper, sınırdaki adamlarla Kızılderilileri Otsego Lake’te çocukken görmüştür; daha sonra, cesur beyaz yerleşimciler arazilerini işgal edecektir.

Cooper’ın ünlü edebi karakteri Natty Bumppo, sınırda oturan adamları birer centilmen, Jefferson gibi "doğuştan asil" insanlar olarak görür. 1823’ün başlarında, The Pioneers (Öncüler) adlı kitabında Cooper, Bumppo’nun tohumlarını atar. Natty, Amerikan edebiyatındaki ilk ünlü sınır kişisidir; elbette sayısız kurgusal kovboy ve orman kahramanının edebiyattaki öncüsüdür. Natty ideal bir insan, koruduğu toplumdan daha iyi olan üstün bir şahsiyettir. Yoksul ve dışlanmıştır; ancak masumdur; ahlaki değerlerin mihenk taşı, Herman Melville’in Billy Buddy ve Mark Twain’in Huck Finn kahramanlarının öncüsüdür.

Kısmen Amerikan öncü Daniel Boone’un gerçek yaşamına – kendisi de Cooper gibi Quaker’dır – dayanan Natty Bumppo, Boone gibi sıra dışı bir orman adamıdır, Kızılderili bir aile tarafından evlat edinilmiş barışçı bir insandır. Hem Boone hem de kurgusal bir karakter olan Bumppo doğaya ve özgürlüğe âşıktırlar. Vahşi yaşam içinde kılavuzluk ettikleri yerleşimcilerden kaçmak için her ikisi de sürekli batıya doğru kaçmayı sürdürürler ve yaşayan bir efsane olurlar.

Toplu olarak Leather-Stocking Tales olarak bilinen beş romanı birleştiren bağ, Natty Bumppo’nun hayatıdır. Bu romanların mekân olarak kuzey Amerika'yı, en önemli oyuncular olarak Kızılderili kabilelerini ve toplumsal arka plan olarak büyük savaşlarla batı yönüne doğru göçü ele alıp nesir şeklinde muazzam bir epik oluşturması, Cooper’ın en ustaca başarısıdır. Romanlar, 1740 ile 1804 yılları arasındaki sınır Amerika’sını gün ışığına çıkarır. Cooper’ın romanları sınır yerleşiminin art arda gelen dalgalarını resmeder: Kızılderililerin yaşadığı orijinal vahşi yaşam; keşif erleri, asker, tacir ve sınırda yaşayanlar olarak ilk beyazların gelişi; fakir ve kaba yerleşimci ailelerin gelişi ve son olarak kıtaya ilk meslek sahipleri olarak yargıç, doktor ve bankeri getiren orta sınıfın kıtaya ayak basışı. Gelen her dalga, kendinden öncekinin yerini alır: Beyazlar Kızılderililerin yerini alır ve Kızılderililer batıya doğru geri çekilirler; Okullar, kiliseler ve hapishaneler inşa eden “uygar” orta sınıf mensupları, alt tabakaya ait sınır boylarında yaşayan halkın yerini alır ve bu insanlar daha batıya giderek kendilerinden önce oralara yerleşmiş olan Kızılderililerin yerine geçerler. Cooper yerleşimcilerin sonu gelmeyen, kaçınılmaz dalgasını sadece kazançları değil, kayıpları da göstererek anlatır.

Tıpkı Rudyard Kipling, E.M. Forster, Herman Melville ve birbiriyle etkileşim içinde olan çeşitli kültürleri gözlemleyen diğer bütün duyarlı yazarlar gibi, Cooper da kültürel göreliliğe inanır. Hiçbir kültürün erdem ve zarafeti tekelinde bulundurmadığını anlamıştır.

İleri>>> 3. Bölüm Romantik Dönem, Deneme Yazarları ve Şairler

ara çubuğu

 

 
Back to Top


Bu site ABD Dışişleri Bakanlığı Uluslararası Bilgilendirme Dairesi tarafından oluşturulmuş ve güncellenmektedir. Diğer internet sitelerine olan bağlantılar, orada belirtilen düşüncelerin tasvip edildiği şeklinde yorumlanmamalıdır.