ABD Dış İşleri Bakanlığı - Yayınlar
jump over navigation bar
 
 
  
USINFO > Yayınlar
 
İÇİNDEKİLER
Giriş
Bölüm
Amerika’nın İlk ve Kolonileşme Dönemleri
2. Bölüm
Demokratik Kökenler ve Devrim Sonrası Yazarları
3. Bölüm
Romantik Dönem, Deneme Yazarları ve Şairler
4. Bölüm
Romantik Dönem, Kurgu
5. Bölüm
Gerçekçilik Akımının Doğuşu
6. Bölüm
Modernizm ve Deneycilik
7. Bölüm
Bireyin Doğuşu
Bölüm 1 | Bölüm 2
ÖZEL VİDEOLAR
ses ikonuSes Klibi
 
 
 
ara çubuğu
Genel Hatlarıyla Amerikan Edebiyatı

Genel Hatlarıyla Amerikan Edebiyatı: 3. Bölüm

Romantik Dönem, Deneme Yazarları ve Şairler

Almanya’da ortaya çıkan ancak hızla yayılan Romantik akım, Amerika’ya 1820’li yıllarda ulaşmıştır. Romantik fikirler doğanın manevi ve estetik boyutu ile birey ve ruhun önemine odaklanmıştır. Romantikler, kendi kendini ifade edebilen sanatın birey ve toplum için taşıdığı önemi vurgulamıştır.

Benliğin gelişimi en önemli temadır; benliğin gelişimindeki ana yöntem ise kişinin kendisinin farkında olmasıdır. Romantik teoriye göre, benlik ve doğa bir bütün ise, kişinin kendisinin farkında olması bencilliğin çıkmaz sokağı değil, evrene açılan bilgi türüdür. Kişinin benliği, bütün insanlık ile bir bütün halindedir, dolayısıyla bireyin toplumsal eşitsizlikleri düzeltmek ve insanlığın çektiği acıları dindirmek gibi ahlaki bir görevi vardır. Önceki nesillerde bencilliği çağrıştıran "benlik”in tanımı yeniden yapılmıştır. Olumlu anlamları olan yeni birleşik kelimler ortaya çıkmıştır: "kendini gerçekleştirme," "kendini ifade etme," "özgüven."

Benzersiz ve öznel benlik önem kazanınca, psikoloji alanı da önem kazanmıştır. Daha derinlikli psikolojik durumları uyandırmak için benzersiz artistik etkiler ve teknikler geliştirilmiştir. Haşmetli güzelliğin bir etkisi olan “görkem” (sözgelimi bir dağın zirvesinden görünen manzara), insanın idrak sınırlarının dışında bir huşu, saygı, enginlik ve kudret duygularını ortaya çıkarmıştır.

Romantik akım Amerikan şairlerle yaratıcı deneme yazarlarının çoğu için olumlu olmuş ve bu sanatçılar tarafından benimsenmiştir. Amerika’nın engin dağları, çölleri ve tropikleri görkemle kuşatılmıştır. Romantik akımın özellikle Amerikan demokrasisine uygun olduğu görülmüştür: Romantik akım bireyin önemini vurgulamış, sıradan insana değer vermiş ve estetik ve etik değerleri için esin dolu hayal gücünden destek almıştır.

Aşkıncılık

Deneme yazarları Ralph Waldo Emerson ve Henry David Thoreau tarafından benimsenen Aşkıncılık akımı, 18. yüzyılın Rasyonalizm akımına tepki olarak doğmuştur ve Romantik akımla benzer yönleri vardır. Aşkıncılık, Massachusetts eyaletinde, Boston yakınlarında bir kasaba olan Concord ile yakından ilgilidir; Emerson, Thoreau ve bir grup diğer yazar bu kasabada yaşamışlardır.

Aşkıncılık genel olarak resmi dini yapıya karşı doğayı, dogmaya karşı bireyin iç dünyasını ve toplumsal sözleşmeye karşı insani içgüdüleri savunan bir özgür felsefe olarak doğmuştur. Amerikan Aşkıncı Romantikler, radikal bireyciliği en uç noktada yaşamışlardır. Amerikalı yazarlar kendilerini genellikle toplumun ve geleneklerin dışında kalmış yalnız kâşifler olarak görmüşlerdir. Amerikan kahraman -- Herman Melville'in Kaptan Ahab’ı veya Mark Twain'in Huck Finn’i gibi –- kendini fiziksel sınırların dışında keşfetmek için genellikle tehlikelerle veya belirli bir yıkımla karşılaşır. Romantik Amerikan yazarı için hiçbir şey belirli değildir, her şey değişebilir. Edebi ve toplumsal gelenekler yardımcı olmak şöyle dursun, tehlikelidirler. Özgün olan edebi biçimi, içeriği ve sesi keşfetmek için inanılmaz bir baskı vardır.

Ralph Waldo Emerson
Ralph Waldo Emerson (National Portrait Gallery, Smithsonian Institution’ın izniyle)

Ralph Waldo Emerson (1803-1882)

Çağının büyük şahsiyetlerinden biri olan Ralph Waldo Emerson dini bir görev duygusuyla hareket etmiştir. Çoğu insan onu Hıristiyanlığı çarpıtmakla suçlasa da, Emerson, “iyi bir papaz olmak için kiliseyi terk etmenin gerekli olduğunu” söylemiştir. Emerson’un kendisinin de eski bir öğrencisi olduğu Harvard Divinity School’da 1838 yılında yaptığı konuşma, kendisinin 30 yıl boyunca Harvard’da kötü karşılanmasına yol açmıştır. Emerson bu konuşmasında kiliseyi, dogmayı yüceltip ruhu boğmakla suçlamıştır.

Emerson, doğadan ilham alan Amerikan bireyciliğinin doğuşu için yaptığı çağrısında son derece tutarlıdır. İlk yayını olan Nature (Doğa) (1836), şu şekilde başlar:

İçinde bulunduğumuz çağ, geçmişe dönük bir çağdır. Bu çağ, babalarımızın anıtlarını inşa etmektedir. Bu çağda biyografiler, tarihler, eleştiriler yazılmaktadır. Bizden önceki nesiller Tanrı’yı ve doğayı kendi gözleriyle görmüşlerdir; bizse [yalnızca] onların gözünden görüyoruz. Neden biz de evrenle bu eski saf ilişki içinde olmanın tadını çıkarmayalım? Neden geleneksel şiir yerine insanın iç dünyasını anlatan bir şiirimiz olmasın? Bizden öncekilerin tarihine inanmak yerine, neden bize de vahiy yoluyla gelen kendi dinimiz olmasın? Yaşam pınarının selleri etrafımızdan ve içimizden akan, bizi bu sellerin sağladığı güçlerle davet eden doğanın bir mevsimiyle kuşatılarak, doğaya uygun hareket ederek yaşamak varken, neden geçmişin kuru kemikleri arasında el yordamıyla yönümüzü bulmaya çalışalım …?

Emerson’un manevi içselliğinin büyük kısmı Hinduizm, Konfüçyüsçülük ve Tasavvuf Felsefesi hakkında okuduklarından gelmektedir.

Henry David Thoreau
Henry David Thoreau
(© The Bettmann Archive)

Henry David Thoreau (1817-1862)

Henry David Thoreau Concord’da doğmuş ve ömrü boyunca bu kasabada yaşamıştır. Tıpkı Emerson gibi yoksul bir ailenin çocuğu olan Thoreau da Harvard’a girmek için çabalamıştır. Thoreau'nun başyapıtı Walden veya diğer adıyla Life in the Woods (Ormandaki Hayat) (1854), Thoreau’nun Concord yakınlarındaki Walden Pond’da yaptığı kulübesinde geçirdiği iki yıl, iki ay ve iki günün semeresidir (1845’ten 1847’ye kadar). Bu uzun ve şiirsel deneme, okurları hayatlarını sorgulayıp özgün biçimde yaşamaya çağırır.

Thoreau'nun bireyin adaletsiz kanunlara uymamak konusundaki ahlaki gerekliliğine dayanan pasif direnme teorisini anlattığı denemesi "Sivil İtaatsizlik," 20. yüzyılda, Hindistan’ın bağımsızlığı için giriştiği harekette Mahatma Gandhi'ye, siyah Amerikalıların sivil hakları için girdiği mücadelede ise Martin Luther King'e esin kaynağı olmuştur.

Walt Whitman
Walt Whitman
(Kongre Kütüphanesinin İzniyle)

 

Walt Whitman (1819-1892)

New York eyaletinde bulunan Long Island’da doğan Walt Whitman yarı zamanlı bir marangoz, aynı zamanda parlak, yenilikçi eserleriyle ülkenin demokratik ruhunu yansıtan bir halk adamıydı. Whitman büyük ölçüde kendi kendini yetiştirmiştir; çalışmak için 11 yaşında okulu bırakmış, böylece Amerikan yazarların büyük çoğunluğunu İngiliz edebiyatının saygıdeğer taklitçileri yapan geleneksel eğitimi kaçırmıştır. Whitman’ın yaşamı boyunca yeniden yazıp üstünde düzeltmeler yaptığı eseri Leaves of Grass (Çimen Yaprakları) (1855) bir Amerikalı tarafından yazılan gelmiş geçmiş en çarpıcı ve özgün şiirdir; "Song of Myself" şiiri de bu eserde yer almaktadır.

Şiirin yenilikçi, kafiyesiz, serbest nazımlı biçimi, cinselliği açık açık övmesi, çarpıcı demokrasi anlayışı ve şairin evren ve okur ile bir bütün olduğuna ilişkin aşırı Romantik iddiası Amerikan şiirinin gidişatını sonsuza dek değiştirmiştir.

Emily Dickenson
Emily Dickinson
(Harper Bros. İzniyle)

Emily Dickinson (1830-1886)

Emily Dickinson’ın yaşadığı çağ ile 20. yüzyılın edebi duyarlılığı arasında bir köprü olduğu söylenebilir. Radikal bir bireyci olan Dickinson Massachusetts’in küçük bir köyü olan Amherst’te doğmuş ve bütün hayatını burada geçirmiştir. Dickinson hiç evlenmemiştir; dışarıdan olaysız görünen; ancak içsel yoğunluğu şiddetli olan alışılmışın dışında bir yaşam sürmüştür. Dickinson bir doğa âşığıdır; kuşlar, hayvanlar, bitkiler ve New England kırlarının değişen mevsimleri onun için büyük bir esin kaynağı olmuştur. Dickinson hayatının geri kalanını insanlardan uzak geçirmiştir; bunun nedeni insanların duygu ve düşüncelerini algılamak konusunda son derece hassas oluşu ve muhtemelen yazmaya zaman ayırmak istemesidir.

Dickinson'ın kısa ve öz, genellikle de hayal gücüne dayanan biçimi, Whitman'ınkinden bile daha modern ve yenilikçidir. Dickinson eserlerinde kimi zaman dehşet verici bir varoluşsal bilinci yansıtır. 1950’li yıllarda yeniden keşfedilen sade, süssüz, keskin şiirleri Amerikan edebiyatının en çarpıcı ve iddialı şiirleri arasındadır.

İleri>>> 4. Bölüm Romantik Dönem, Kurgu

ara çubuğu

 

 
Back to Top


Bu site ABD Dışişleri Bakanlığı Uluslararası Bilgilendirme Dairesi tarafından oluşturulmuş ve güncellenmektedir. Diğer internet sitelerine olan bağlantılar, orada belirtilen düşüncelerin tasvip edildiği şeklinde yorumlanmamalıdır.